Sitemiz
Site İstatistikleri
Online: 1
Bugün Tekil: 46
Dün Tekil: 188
Toplam: 207664
IP: 54.80.227.189
Popüler Psikiyatri
Dr. Figen Şen Kösem
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı
Disleksi Derneği başkanı
figensenkosem@gmail.com


DİSLEKSİ
Zeki Ama Öğrenemiyor

“Hamileyken karnınızı okşayın, doğacak çocuğunuzla konuşun, ona klasik müzik dinletin” şeklindeki önerileri hepimiz duymuşuzdur. Bu öneriler daha anne karnındayken bile insan yavrusunun çevresini fark etmeye başladığını, ilk öğrenme deneyimlerinin başladığını bize vurgular.  Doğumla birlikte başlayan süreçte bebek sesleri duyar, kıpırtıları görür, yakınlığı, sıcaklığı hisseder. Doğum öncesinden başlayan öğrenme süreci hayatı boyunca devam eder. İnsan yavrusundan beklenen, belirli gelişim basamaklarını zamanında çıkmasıdır. Büyüdükçe emeklemeyi, yürümeyi, konuşmayı, oyun oynamayı, kendi giyinip soyunmayı, arkadaş edinmeyi, okumayı, çarpmayı bölmeyi öğrenecektir. Hayatı boyunca da öğrenmeyi sürdürecektir.


İnsan yaşamındaki bu gelişim ve öğrenme süreçlerinde beklenen becerilerin, bilgilerin  zamanında ve yeterince kazanılmasındaki sorunlarla Disleksi karşımıza çıkmaktadır. 

Disleksi; bireyin zekası normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen yaşına, zekasına ve verilen eğitim düzeyine göre yeterince öğrenememesi olarak tanımlanmaktadır.  Disleksi; en yaygın görülen öğrenme güçlüğü tipidir. Okuma bozukluğu ile karakterizedir. Diğer öğrenme güçlükleri yazı alanındaki güçlüklerle karakterize disgrafi ve matematik alanındaki güçlüklerle karakterize diskalkulidir. Disleksi yüksek oranda disgrafi ve diskalkuli ile birlikte görülür. Dislektik bireyler dinleme, konuşma, akıl yürütme, okuma, yazma, matematik yeteneklerinin kazanılması ve bilginin kullanılmasında güçlük yaşarlar. 

Disleksiyle ilgili literatür incelendiğine; uzun yıllardan beri disleksinin bilindiğini görmekteyiz. Örneğin; 1896’da Dr. W. Pringle Morgan 14 yaşında Percy adında zeki olmasına rağmen okuyamayan bir erkek çocuktan bahseder.

 Disleksinin nedenlerini bulmak için pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır ve halen yapılmaktadır. Bu çalışmaların sonucunda disleksinin tek bir nedene bağlı oluşmadığı, çeşitli genetik ve çevresel etkenlerle oluştuğu ortaya konmuştur. Yine bu çalışmalarda dislektik bireylerin beyinlerinin yapısal ve işlevsel olarak dislektik olmayan bireylerinkinden farklılıkları olduğu saptanmıştır.

Disleksi doğuştan gelen yapısal bir durum olduğundan yaşamın ilk yıllarından itibaren belirtilerini gösterir. 

Okul Öncesi Disleksi Belirtileri:
Disleksi yaşamın erken dönemlerinde dil-konuşma alanında sorunlarla kendini gösterebilir. Geç konuşmak, duyduklarını anlamakta güçlük, yeterli sözcük dağarcığı oluşturamamak, sözcükleri yanlış söylemek, olayları sırasıyla anlatamamak küçük yaşlarda fark edebileceğimiz disleksi belirtileridir.  Örneğin küçük bir çocuğun “porkatal, feştali” demesi çok sevimlidir. Ancak sık ve uzun süre bu tür telaffuz hatalarını yapması disleksiyi akla getirmelidir. Bilmesi gereken basit sözcükleri hatırlayamamak da disleksi belirtileri arasındadır. “Annen çorbayı neyin içinde pişiriyor?” sorusuna “tava” diyebilir. Çünkü “tencere”yi hatırlayamamıştır. Oysa “Bunlardan hangisi tencere?” diye gösterdiğinizde hemen resmini gösterebilir. 

Dislektik bir çocuk arkadaşlarının isimlerini de hatırlamayabilir. Genellikle devrik cümle kurarak konuşmak da bir disleksi belirtisi olabilir. 

Dislekside erken yaşlarda yetersizlik fark edilebilecek başka bir alan da hareket ve koordinasyon alanıdır. Parmak ucunda yürümek, merdivenleri tutunmadan yardımsız bir sağ ayak bir sol ayak inip çıkmakta güçlük, kendi başına giyinip soyunamamak, fermuarını çekememek, düğmesini ilikleyememek, makas, çatal, kaşık kullanmakta güçlük, kalemi kaşığı uygun şekilde tutamamak, kalemle yapılan boyama, çizgi çalışmalarına isteksizlik ve yapsa bile beklenen düzeyde düzgün işler çıkaramamak, daire, üçgen, kare gibi basit şekilleri bakarak düzgün çizememek disleksi belirtilerindendir.

 El tercihindeki gecikme de dislektik çocuklarda görülebilir. 5 yaşına gelmesine rağmen yemek yerken, kalem tutarken hem sağ hem de sol elini kullanması el tercihinin henüz gelişmediğini gösterir. Ritmik hareket etmek ve el çırpmakta güçlük, sakarlık, sık düşme de dislekside görülebilmektedir. Öğretilmesine rağmen iki tekerlekli bisiklete binememek ya da çok zor öğrenmek, top oyunlarında beceriksizlik ve bu oyunlara ilgi duymamak da dislekside görülebilen hareket-koordinasyon beceri sorunlarına işaret edebilir. 

Dislektik çocuklar yine okul öncesi erken dönemde kavramları öğrenmede güçlük yaşayabilirler. Uzun-kısa, büyük-küçük gibi zıt kavramları karıştırırlar. Sıralama sorunları yaşarlar. Sayıları sırasıyla saymakta zorlanırlar, çoğunluğu atlayarak sayar. Objeleri büyükten küçüğe sıralamakta güçlük çekerler. Giyinip soyunurken de sırayı takip edemeyebilirler. Pijamasını çıkarmadan giyinmeye başlayabilirler. Zaman kavramlarını öğrenemedikleri için “Yarın parka gittik” diyebilirler oysa dün gitmişlerdir. 

Yön algıları bozuk olabilir. Sağını solunu karıştırıp, ayakkabılarını uzunca bir süre ters giyebilirler. Dislektik çocuklar dikkat ve bellek sorunları nedeniyle şarkı, şiir ezberlemek, söylenen yönergeleri aklında tutup yerine getirmekle ilgili sıkıntılar yaşarlar. Dikkat gerektiren aktiviteleri sürdüremeyebilir, çabuk sıkılıp kendi başına oyun oynamayı tercih edebilirler.  Bu nedenle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu oldukları sanılabilir. Bu noktada yapılan bilimsel çalışmaların, disleksi ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun % 30 oranında birlikte bulunduğunu ortaya çıkardığını da belirtmek gerekir. Ancak dislekside görülen dikkat sorunlarını, yapısal işitsel ve görsel algı bozukluklarının ve beynin bilateral (her iki beyin lobunu) kullanımındaki yetersizliğin desteklediği kesindir. Erken dönemde dil gelişimindeki yetersizlikler ve sınırlı ilgi alanları nedeniyle bazen disleksi otizmle karıştırılabilmektedir.

Dislektik çocukları yakından tanıyınca çok duygusal oldukları fark edilir. Çevrelerindeki değişimlere yoğun duygusal tepkiler verebilirler. Ancak bu hassasiyete rağmen karşılarındaki kişilerin mimikleriyle, beden dilleriyle ya da ses tonlarıyla vurguladıkları söz dışı iletişimi anlamayabilirler. Akıllı görünen, yaşından büyük akıllıca sözler söyleyen ancak kendinden beklenen, yaşıtlarının yapabildiği becerileri gösteremeyen çocuklardır. 

Disleksinin okul öncesi erken dönemde fark edilmesi önemlidir. Çünkü tedaviye yönelik  müdahaleler ne kadar erken başlar ise etkisi o kadar fazla olacaktır. Ayrıca ilkokul döneminde çocuk yoğun akademik beceri beklenen bir döneme girmiş olur, yaşıtlarıyla ciddi bir rekabet ortamı içinde bulur kendini. Oysa dislektik çocuğun akademik başarı için gerekli becerilerindeki yetersizliklerle bu hızlı koşuda başarılı olabilmesi pek mümkün değildir. Okul öncesi dönemde fark edilmemiş çocuklar ilkokula başladıklarında disleksi şu belirtilerle kendini gösterir. 

Okul Döneminde Disleksi Belirtileri:
Birinci sınıfın ilk günlerinde hevesle okula başlansa bile çizgi çalışmalarına isteksizlik, düzgün çizgi çizememeyle zorlu bir süreç başlar. Daha sonra bu süreç yeni harfleri bir türlü öğrenememe, karıştırma, okumayı yaşıtlarıyla aynı zamanda sökememe, okumayı sökse bile okuma hızının yapılan çalışmalara rağmen artmaması, okumaya karşı isteksizlik, ödev yapmak istememe, ödevi çok yavaş yapma, yaşıtlarından çok daha fazla zamanı ödev başında geçirme, oyuna ve başka şeylere zamanının kalmaması gibi belirtilerle devam eder. 

Dislektik çocuklar aynı sözcükleri her gördüğünde en baştan sanki yeni bir kelime görüyormuşçasına çözümler. Bu durum pratikte “Bir üst satırda gördüğü Ela’yı alt satırda tanıyamama”ya yol açar. Bu durum okuma hızının artmamasına neden olur. Dislekside görülen görsel ve işitsel algı sorunları nedeniyle d-b-p, h-y, m-n gibi harfler şekilleri benzediği için, f-v, k-t gibi harfler sesleri benzediği için karıştırılır. 

Dislekside okuma hataları görülür. En sık okuma hataları; sayıları tersten okuma (25’i 52 olarak okuma), kelimenin ortasından başlayarak okuma (kocaman-çokaman), kelimeyi tersten okuma (ev-ve), okurken ve yazarken harf, hece atlama, kelimeyi tümden uydurmadır. Genellikle kendi okuduklarını anlamazlar. Başkası  okursa iyi anlarlar. 

Dislektikler ayrıca dili kullanmakla ilgili sorunlar yaşarlar. Düşüncelerini yazarak ya da konuşarak yeterli ifade etmekte, devrik olmayan uygun cümleler kurmakta güçlük yaşarlar. Okuduğu metnin ana fikrini anlamakta, önemli vurguları ayırt etmekte güçlük yaşarlar. Defter tutmak, tahtadaki yazıyı defterine geçirmekte, ödevini yazmakta güçlük yaşanıp, her akşam arkadaşlar aranabilir. 

Matematikte ileri sınıflarda bile parmaklarıyla hesap yaparlar. Çarpım tablosunu ve saati bir türlü öğrenemezler, öğrenip yine unuturlar. Kalem kağıt kullanmadan kafadan işlem yapmaya çalışırlar. Problemleri öğretilen yöntemlerle değil kendi yöntemleriyle çözmeye çalışırlar. Ama bu uzun sürer ve basit işlem hataları yüzünden sonuç genelde yanlış çıkar. 

Zamanı ayarlayamaz, işlerini yetiştiremez, planlama yapamazlar. Okula, servise hep anneleri yetiştirir. Alfabeyi, haftanın günlerini, ayları sırasıyla öğrenmekte güçlük yaşarlar. Sağını solunu hala karıştırır, dikkat ve bellek sorunları verimli çalışmalarını engeller. Öğrendiklerini kalıcı hale getiremez, kalıcı hafızalarına yerleştiremezler. 

Hareket ve koordinasyon alanında sorunlar yaşayan dislektik çocuklar koşma, top yakalama, bisiklete binme gibi hareket gerektiren oyunlarda beceri gösteremezler. Bu durum oyun dışında kalmaya, yaşıtları tarafından oyunlarda tercih edilmemeye yol açabilir. Beden eğitimi dersleri eziyet haline gelebilir.

Her dislektik çocukta sayılan disleksi belirtilerinin tümü görülmeyebilir. Ancak tüm dislektiklerin zekalarından beklenenin altında akademik performans göstermeleri ortak özellikleridir. Aynı zamanda her çocukta bu belirtilerin bazıları görülse de eğitimle ve deneyimlemeyle bir süre sora bu takılmaları aşabilir. Ancak dislektik çocukta bu belirtiler uygun müdahaleler yapılmadığı takdirde ömür boyu sürer. 

Başarı ve yeterlilik duygusunun benliğe kazındığı dönemler olan okul yıllarında disleksi nedeniyle yaşanan güçlükler çocukların benlik saygılarını azaltır ve  özgüvenlerini düşürür. Bu yıpratıcı sürecin sonucu olarak pek çok duygusal sorun disleksi tablosuna eklenir. Okul fobisi, arkadaşlarla uyumsuzluk, sürekli onaylanma gereksinimi, kendine güvenmeme, sınav kaygısı, okul dönemlerinde görülen gece işemeleri, tırnak yeme, hırçınlık ve davranış sorunları sıklıkla disleksi tablosuna eşlik edebilir. 


Yetişkinlikte Disleksi Belirtileri: 
Disleksi ömür boyu süren bir durumdur. Yetişkinlik döneminin nasıl seyredeceği, disleksinin  ne zaman fark edildiğiyle ve gerekli tedbirlerin alınıp destek sistemlerinin oluşturulmasıyla ilgilidir. 

Yetişkinlikte okuma sorunları eskisi kadar olmasa bile doğru ve hızlı okumakta güçlük şeklinde devam eder. Kendini yazılı ve sözlü ifade etme, uygun dil bilgisi kullanma, topluluk önünde ya da telefonda konuşmakta güçlük, esprileri anlayamama, yüz ifadelerini ve vücut dilini yorumlamakta güçlük, sağını solunu halen karıştırma, yön bulma güçlüğü, zamanı ve günleri karıştırma, her zaman geçtiği yolları bile kolayca karıştırabilme, halen parmakla hesap yapmak zorunda kalma, çarpma yerine sayıları alt alta yazarak toplamak zorunda kalma gibi matematikle ilgili beceri sorunları iş ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilir. 

İş hayatında disleksi;  işlerini planlayamamak, zamanında işini yetiştirememek, rapor yazamamak, gerekli bilgi ve numaraları öğrenememek, kişilerin ismini hafızada tutamamak, teslim tarihlerini hatırlayamamak, randevuları kaçırmak, öncelikleri belirleyememek, ayrıntılara takılıp esas işi bitirememeye neden olup tutarlı ve uzun süreli bir iş hayatı olmasını engelleyebilir. 

Tüm bu belirtiler bir yetişkin olarak  arkadaş ilişkilerinde, iş ve evlilik hayatında olumsuzluklara neden olabilir. Yeni ortamlara yeni iş taleplerine yeni sosyal mücadelelere alışmada güçlük yaşayabilirler.  Kişinin benlik saygısı düşebilir, yetersizlik ve başarısızlık duyguları yaşayabilir. fark edilmeme, utanma, reddedilme kaygıları, performans kaygıları gibi duygusal ve sosyal sorunlar yaratır. 

 Dislektik kişiler çok duygusal, yaratıcı, hayatı farklı gözle görebilen bireylerdir. Özel ilgi alanlarında beklenenin üzerinde beceri gösterirler. Örneğin hayvanları seviyor ise onlarla ilgili her şeyi aklında tutabilir, çok iyi planlama yapabilir, uzun süre üzerinde çalışabilirler. Bu özellikleriyle öğretmenlerini ve ebeveynlerini şaşırtırlar. 

Görülen tüm beceri sorunlarının yanında dislektik bireylerin bir ya da birkaç alanda üstün yetenekleri olabilir. Sanat, bireysel sporlar, teknoloji, mekanik, görsel-uzamsal alanlarda yetenekleri araştırılmalıdır. Bu alanların fark edilmesi yaşamlarının planlanması açısından büyük önem taşımaktadır.  Ayrıca yeterlik duygusu, başarı duygusu yaşaması açısından, benlik saygısının artması açısından  da önemlidir.

Disleksinin belki de en dramatik sonucu kişinin dahilik düzeyindeki gerçek becerilerini fark etmeden ve bu becerileri hayatını yapılandırmak için kullanmadan yaşamını sürdürmesidir.

Disleksi tıbbi bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Öğrenmeyi bozabilecek pek çok farklı durumla karışabilir. Disleksiden şüphelenilen ya da öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuk için öncelikle ayırıcı tanı yapılabilmesi ve gerçek tanının ortaya konması için bir çocuk ve ergen psikiyatristince değerlendirilmesi gereklidir. Çocuk ve ergen psikiyatristi, aileden ve öğretmenden ayrıntılı bilgiler alır, gerekli tıbbi muayeneleri yapar ve disleksiye neden olan beynin işlev sorunlarını ortaya koyan psikometrik testleri ister. Tüm değerlendirmelerin sonunda,  öğrenmeyi bozan diğer etkenleri ve tıbbi sorunları ayırt ederek Disleksi tanısını koyar. 

Disleksi tanısı konduktan sonra zaman kaybetmeden tedavi süreci başlamalıdır. Çünkü disleksi çocuk büyüyünce ya da okumayı öğrenince geçecek bir sorun değildir. Çocuğun tüm eğitim hayatını, sosyal ve duygusal gelişimini, kişilik yapılanmasını ve yetişkinlik yaşamını etkileyecek bir sorundur. 

Dünyada disleksi tedavisiyle ilgili yapılması gerekenler artık nettir. Disleksi tedavisi bütüncül yaklaşım gerektirmektedir. Doktor, aile, öğretmen ve okulun sıkı işbirliğini gerektiren bir süreçtir. Ana yaklaşım ailenin, sınıf ve branş öğretmenlerinin disleksi tablosunu iyi öğrenmeleriyle başlar. Aynı zamanda bireysel özel eğitim planlaması yapılmalıdır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı dislektik çocuklar için okulda alınması gerekli tedbirleri yönetmeliklerle belirlemiştir. Disleksi tanısı alan çocuklar Rehberlik Araştırma Merkezlerindeki uzmanlar tarafından değerlendirilip okulda tedbir alınması için kaynaştırma kararı, çocuğun özel eğitime gereksinimi varsa özel eğitim kararı alabilir. Böylece ücretini devletin karşıladığı özel eğitim süreci başlayabilir.  

Ülkemizde disleksinin okul öncesinden başlayarak özellikle eğitim camiasında daha çok tanınması, gerekli müdahale yöntemlerinin bilinmesi, deneyimlerin paylaşılması gereksinimi vardır. Ailelerin de çocuklarına disleksi tanısı konduktan sonra nasıl bir yol izleyecekleriyle ilgili rehberliğe gereksinimi vardır.  Bu gereksinimler nedeniyle  dislektik çocukların aileleri ve bu alanda çalışan uzmanların bir araya gelmesiyle Disleksi Derneği kurulmuştur. Dernek, ülkemizde disleksinin toplumda tanınırlığının artması, dislektik çocukların ailelerinin ve öğretmenlerinin gerekli bilgi ve deneyim desteğini almaları için çalışmalar yapmaktadır. Disleksi Derneği ile www.disleksidernegi.org sitesinden ve info@disleksidernegi.org adresinden iletişim kurulabilir.